Çıkan filmi ile çok fazla ilgi odağı olan bir kitap haline gelince okuyup abartıldığı kadar var mıymış bir bakmak istedim. Henüz filmini izleyemedim ama yakın zamanda (nefes almaya vaktim olunca) onu da izlemiş olurum diye düşünüyorum.

Öncelikle, kitapta birden fazla kahraman bakış açısıyla anlatım var. Bütün bu bakış açılarına rağmen, fikrimce, ana kahramanımız alkolik bir kadın olan Rachel. Her gün trenle önünden geçerken izlediği evde yaşayan bir kadının ortadan kaybolmasının Rachel’ın hayatı üzerindeki etkisini konu alıyor.

Açıkçası, kitabın giriş bölümünü kapsayan ilk yetmiş/seksen sayfası hiç akıcı değil. Genel olarak bir eylem de bulunmadığı için bunalımlı bir havada geçen sayfalar… Ama çoğu kitapta olduğu gibi karakterle aramazıda bir bağ kurarak kitabın ileri sayfalarında karaktere daha çok empati yapabilmemizi bu giriş bölümü sağlıyor. Yine de bu kadar uzun tutulmadan da aynı etkinin yaratılabileceği görüşündeyim. Bir de benim gibi, depresif tipli kitapları sevmiyorsanız sizin için de bu sayfaların zor geçeceğine eminim. (Not: kitabın tamamı depresif bir havada ama koşuşturmaca başlayınca girişte olduğu kadar bunaltmıyor.)

Ancak bu sayfaları atlattıktan sonra kitap akıcı bir hale geliyor. Kitabın dili de çok basit olduğu için üzerinde düşünmeden akıp giderek çok çabuk bitiyor. Yine de akıcılığı üzerine on üzerinden bir puan vermem gerekse yüksek ihtimalle yedi verirdim. Çünkü her ne kadar sürükleyici olsa da, bundan çok daha fazlasını veren çok daha farklı kitaplar var. Hem finalde ulaşılan yer hem de konusu bakımından ben biraz Wulf Dorn‘un kitaplarına benzettim. Tam olarak olmasa da, onunla aynı psikolojik öğeleri paylaşıyor ve bana kitaplarının basitleştirilmiş bir örneğini anımsattı.

Eğer katili bulma kitaplarından çok fazla sayıda okumuşluğunuz varsa emin olun kitabın yarısından itibaren katil “kabak gibi” ortaya çıkıyor. Bu açıdan da beklentinizi çok karşılamayacaktır.

Son olarak, kitap bakış açısı değiştirdikçe tarih de değiştiriyor. Tarihler belirli bir düzende değil ve ileri gidip gelip duruyor. Goodreads.com‘da kitapla ilgili en çok sorulan sorulardan biri “Kitaptaki tarihleme sistemi sizin de kafanızı karıştırmadı mı?” olmuş. Siz de aynı şeyi düşünürseniz diye ufak bir tavsiye: tarihlere hiç bakmadan okumaya devam edin. Tarihlere bakınca kafanızdaki takvime yerleştirmeye çalışacağınızdan çok daha fazla kafa karışıklığı yaratacağını düşünüyorum. Zaten hangisinin ne zaman yaşanmış olabileceğini tahmin etmesi zor değil (bir “Memento” veya “Zaman Yolcusunun Karısı” gibi değil yani). Zamanla hepsi yerine oturacak ve kafa karıştırıcı gelmeyecek.

Sonuç olarak, üzerinde düşünmeniz gerekmeyecek, akıcı ama basit, gün geçirmelik bir kitap arıyorsanız güzel bir kitap ama beklentilerinizi çok yüksek tutarak okumayın.

 

Bahsettiğim kitabı incelemek isterseniz linki burada:

http://www.idefix.com/Kitap/Trendeki-Kiz/Paula-Hawkins/Edebiyat/Roman/Polisiye/urunno=0000000636915

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s